CHP MUĞLA MİLLETVEKİLİ SÜREYYA ÖNEŞ DERİCİ: “GENÇLERİMİZİN YARISI YURT DIŞINDA YAŞAMAK İSTİYOR. ONLARIN ÜLKELERİYLE OLAN BAĞINI KOPARMAYIN!”
“Gençlik bir hedef değil, ortak bir özne olarak görülmeli”

CHP MUĞLA MİLLETVEKİLİ SÜREYYA ÖNEŞ DERİCİ: “GENÇLERİMİZİN YARISI YURT DIŞINDA YAŞAMAK İSTİYOR. ONLARIN ÜLKELERİYLE OLAN BAĞINI KOPARMAYIN!”
Türkiye’nin dört bir yanındaki gençler, ne yazık ki geleceğe değil; belirsizliğe, eşitsizliğe ve hayal kırıklığına uyanıyor. CHP Muğla Milletvekili Süreyya Öneş Derici, “Gençlerin Gözünden Kent ve Gelecek” başlıklı saha araştırmasını Meclis gündemine taşıyarak, 18–29 yaş arası gençlerin eğitim, istihdam, psikolojik destek ve kent yaşamına dair karşı karşıya kaldığı yapısal sorunların araştırılması amacıyla kapsamlı bir Meclis Araştırması açılmasını talep etti.
Öneş Derici, gençliğin içinde bulunduğu derin kırılganlığa dikkat çekerek, “Gençler mutsuz, umutsuz ve yalnız hissediyor. Seslerini duymak yerine susturmayı tercih edenler, Türkiye'nin en büyük gücünü heba ediyor,” ifadelerini kullandı.
Rakamlar Son Derece Çarpıcı
Muğla’da MUPA tarafından yapılan kapsamlı saha araştırmasının ortaya koyduğu verilerin artık görmezden gelinemeyeceğini belirten Öneş Derici, gençlerin yarısının kendini mutsuz, yüzde 60’ının ise umutsuz hissettiğini vurguladı. Gençlerin yüzde 59’unun psikolojik desteğe ihtiyaç duyduğunu belirtmesine rağmen yalnızca yüzde 22’sinin bu desteğe erişebildiğine dikkat çeken Öneş Derici, “Bu tablo, yalnızca bireysel mutsuzluk değil; toplumsal çözülmeye işaret eden yapısal bir kırılmadır. Gençlerin neredeyse yarısı yurt dışında yaşamak istiyor. Bu, gençliğin ülkesine olan bağının giderek zayıfladığını ve gelecekten umut değil, belirsizlik beklediğini açıkça gösteriyor” dedi.
“Gençlik bir hedef değil, ortak bir özne olarak görülmeli”
CHP Muğla Milletvekili Süreyya Öneş Derici, Türkiye’de gençlerin yalnızca ekonomik büyümenin nesnesi olarak değil; eşit haklara sahip, katılımcı, özgür bireyler olarak tanınması gerektiğini belirtti. “Gençleri dinlemeden yapılan hiçbir kalkınma ne toplumsal ne de siyasal meşruiyet taşır. Şimdi gençliğe borcumuzu ödeme zamanı,” dedi.
Öneş Derici’nin önergesi, gençliğin sorunlarını yalnızca teşhis etmeyi değil, çözüm önerilerini de gençlerin katılımıyla oluşturmayı hedefliyor. Eğitimde fırsat eşitliği, güvenceli istihdam, erişilebilir psikolojik destek ve kent yaşamına aktif katılım gibi temel hakların, yeni kamu politikalarının omurgasını oluşturması gerektiğinin altını çiziyor.
Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin artık gençleri “beklenen gelecek” değil, “bugünün öznesi” olarak görmesi gerektiğini belirten Öneş Derici, “Bu ülkenin gençlerine hayal kurma hakkını çok göremeyiz. Onların sesi Meclis kürsüsünde yankılanana kadar mücadele edeceğiz,” ifadelerini kullandı.
sorunlarının ve potansiyellerinin bütüncül bir biçimde değerlendirilmesi; sosyal, ekonomik, kültürel ve yönetişimsel kırılganlıkların araştırılması ve çözüm üretici politika önerilerinin geliştirilmesi amacıyla bir Meclis Araştırması açılması büyük önem arz etmektedir.
Süreyya Öneş Derici
Muğla Milletvekili TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA
Gençlerin kent yaşamına dair beklentileri, karşı karşıya kaldıkları sosyal ve ekonomik sorunlar, toplumsal hayata katılım arzuları ve yönetişim süreçlerinde söz sahibi olma talepleri, günümüz Türkiye’sinde görmezden gelinemeyecek bir düzeye ulaşmıştır. Bu çok katmanlı tabloyu sağlıklı biçimde analiz edebilmek ve gençliğe yönelik kamu politikalarını eşitlikçi ve kapsayıcı biçimde yeniden inşa edebilmek amacıyla, Anayasa’nın 98’inci, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü’nün 104 ve 105’inci maddeleri gereğince bir Meclis Araştırması açılmasını arz ve teklif ederiz.
Türkiye, genç ve dinamik nüfusu ile yalnızca demografik açıdan değil, toplumsal ve siyasal dönüşüm kapasitesi açısından da ciddi bir avantaja sahiptir. Ancak bu potansiyel, son yıllarda giderek artan oranda yapısal eşitsizliklerin, umutsuzluğun ve sosyal dışlanmanın gölgesinde erozyona uğramaktadır. Eğitimde fırsat eşitsizliği, işsizlik, güvencesizlik, yönetişim süreçlerinden dışlanma ve kent yaşamına ilişkin derinleşen aidiyet kaybı, Türkiye’de gençliğin toplumsal konumunu kırılganlaştırmaktadır.
Bu bağlamda gençliğe dair kamu politikalarının güncel ve veri temelli bir yaklaşımla ele alınması; gençlerin yalnızca sorunlarının tespit edilmesiyle sınırlı kalmayıp, çözüm önerilerinin de gençlerin katılımını esas alan demokratik yöntemlerle oluşturulması artık bir tercih değil, bir zorunluluktur. Çünkü gençlik, yalnızca hizmet sunumunun nesnesi değil; haklarının tanındığı, sesinin duyulduğu, geleceği birlikte inşa eden asli bir kamusal özne olarak tanımlanmalıdır.
Yerel ölçekte örnek bir çalışma olan ve Muğla Planlama Ajansı tarafından yayımlanan “Gençlerin Gözünden Kent ve Gelecek” raporu, gençlerin yaşadıkları kente dair duygu, düşünce ve beklentilerini kapsamlı biçimde ortaya koyarak bu ihtiyaç analizini güçlendirmiştir. Ancak bu raporda ortaya konan tablo, yalnızca Muğla’ya özgü değil, Türkiye genelinde genç kuşağın ruh halini ve toplumsal bağlarını yansıtan daha büyük bir yapısal soruna işaret etmektedir. Gençlerin kent yaşamına, eğitime, istihdama ve sosyal destek sistemlerine ilişkin değerlendirmeleri, ülke genelinde gençlik politikalarının yeniden ve ivedilikle ele alınması gerektiğini ortaya koymaktadır.
Bu nedenle, 18-29 yaş arası gençlerin mevcut
GEREKÇE
Türkiye’de gençler her geçen gün daha görünür hale gelen bir gelecek krizinin tam ortasında yer almaktadır. Eğitimden istihdama, psikolojik destekten sosyal hayata katılıma kadar pek çok alanda sistemli eşitsizliklerle karşı karşıya kalan genç kuşak, yalnızca bugünün zorluklarını değil, aynı zamanda yarının belirsizliğini de sırtında taşımaktadır. Son yıllarda giderek daha çok genç bireyin mutsuzluk, umutsuzluk ve aidiyetsizlik hissiyle; yaşadığı kentten, hatta ülkeden kopma arzusu taşıdığı somut verilerle ortaya konmaktadır.
Muğla Planlama Ajansı tarafından 2025 yılında yayımlanan “Gençlerin Gözünden Kent ve Gelecek” başlıklı saha araştırması, 18–29 yaş arası gençlerle yapılan kapsamlı görüşmeler ışığında bu gerçekliğin altını çizmektedir. Katılımcıların yaklaşık yarısı kendisini mutsuz, %60’ı umutsuz hissettiğini belirtmiş; %59’u psikolojik desteğe ihtiyaç duyduğunu ifade etmiş ancak yalnızca %22’si bu desteğe erişebilmiştir. Sosyal, kültürel ve kamusal alanlara katılım düzeyi ise ağırlıklı olarak ekonomik yetersizlik, erişim sorunları ve hizmet eksikliği gibi nedenlerle oldukça sınırlı kalmıştır.
Eğitim sistemine ilişkin algılar, fırsat eşitsizliği, uygulamalı eğitimin yetersizliği ve siyasallaşma gibi yapısal sorunlara işaret ederken; istihdam alanında ise gençler en büyük engel olarak liyakatsiz ve düşük ücretli, güvencesiz iş koşullarını görmektedirler. Gençlerin %42’si yaşadığı kentten ayrılmak, yaklaşık yarısı ise yurt dışında yaşamak istediğini beyan etmiştir. Bu tablo, yalnızca bireysel bir memnuniyetsizlik değil, toplumsal bağların çözülmeye yüz tuttuğu, umut eksenli bir gelecek tahayyülünün yerini umutsuzluğa bırakmıştır.
Bütün bu veriler, gençliğe dair mevcut kamu politikalarının parçalı, tepkisel ve çoğu zaman dışlayıcı olduğunu ortaya koymaktadır. Türkiye’de gençliği yalnızca ekonomik kalkınmanın nesnesi olarak değil; eşit haklara sahip, demokratik katılımı talep eden, geleceği birlikte inşa etmek isteyen bir özne olarak tanımak gerekmektedir. Bu da ancak gençliğin çok katmanlı sorunlarını görünür kılan, eşitlikçi ve hak temelli bir bakış açısıyla geliştirilecek bütüncül politikalarla mümkündür.
Bu doğrultuda, Türkiye’de genç nüfusun sosyal, ekonomik, kültürel ve psikolojik sorunlarının tüm yönleriyle ortaya konulması ve çözüm politikalarının bu gerçekliğe uygun biçimde şekillendirilmesi amacıyla kapsamlı bir Meclis Araştırması açılması elzem hâle gelmiştir.Türkiye Büyük Millet Meclisi bünyesinde kurulacak bir araştırma komisyonu; gençlerin eğitim, istihdam, psikolojik destek, kültürel katılım, kent yaşamı ve yönetişim taleplerine dair karşılaştıkları yapısal engellerin tespit edilmesi; veri temelli ve katılımcı mekanizmalarla güçlendirilmiş sosyal politika önerilerini ivedilikle kamuoyunun ve ilgili kurumların gündemine taşımalıdır. Bu çalışma, sadece gençlerimizin yaşam kalitesini artırmakla kalmayacak, aynı zamanda Türkiye’nin demokratik, üretken ve adil bir toplum olma iddiasını da yeniden inşa etme fırsatı sunacaktır.


